Tasnif Edilmemiş Kitap Deposu

Tarık Buğra, o dünya klasiklerinin fevkinde olan fevkalade epik romanı Küçük Ağa’da Millî Mücadele’nin Ankara’sını tasnifi yapılmış bir kitap deposuna benzetir ki teşbih harikuladedir. Öyle ya, paha biçilmez bir kitabın yanında kıymet vermediğiniz sıradan bir kitap, faydalısının yanında zararlısı, yardımcı kitaplar yanında asıl kitaplar, çok ciltli kitapların her bir cildinin farklı yerde olması göndermeleri de yerli yerindedir. Buradaki kitap-insan özdeşleştirmesi ayrı bir mevzudur ancak bir şehrin “tasnif edilmemiş kitap deposuna” benzetilmesi alabildiğince özgün bir benzetmedir.

Konumuz Küçük Ağa, Tarık Buğra ve onun anlattığı Ankara değil elbette. Konumuz tasnif edilmemiş kitap deposudur ve bırakın kitap kurtlarını ve delilerini, sıradan bir kitap meraklısı bile böyle bir depoda kitapları karıştırmak için can atar.

Uykularımızı kaçıran böyle hayalî bir kitap deposunu karıştırmayı Allah her kitap kurduna nasip etsin. Âmin. Kitapları, tarif edilmez bir keşif duygusuyla ve tutkusuyla karıştırırken, üstünüzün başınızın kirlenmesine, ellerinizin “baca temizleyicisi ellerine” benzemesine aldırmadan zamanı, mekânı unutur, yeni gördüğünüz bir kitabın sayfalarını çevirme keyfini hiçbir şeye değişmezsiniz.

Bu depodan okuduğunuz, hatta bazılarını iki kez okuduğunuz kitapların çıkması muhtemeldir.

Bir zamanlar okuyup bir daha okumaya değer görmediğiniz, elden çıkardığınız kitaplarla karşılaşmanız sıradan bir karşılaşmadır, onları bir kenara ayırır, hemen altında, o güne kadar hiç görmediğiniz bir risaleyi, kütüphanelerde kaydı bulunmayan bir ayrı basımı, taşranın da taşrasında bir matbaada basılmış bir şiir kitabını hayretle ve heyecanla karşılar, onların kendi kütüphanenizde konuk olacağı düşüncesiyle, sadece kendiniz adına değil kütüphaneniz adına da sevinirsiniz.

Ne bileyim, böyle bir depodan bir yazma, bir yazar mektubu, bir yazarın matbu kitabının müellif nüshası olan defterler çıkabilir düşüncesi de aklınızı başınızdan alır.

Böyle bir depoyu, bir şahsi kütüphanenin özensiz düzensiz depoya yığılmış hâli olarak düşünün; o kitap yığınını karıştırmanın tadına doyum olmaz. O depo söz konusu kütüphanenin “oluşma” hikâyesini de kitaplar arasına serpecek, siz okuma notlarından, kitap alım ve okunma tarihlerinden, farklı kişilerin “temellük kaydı” bulunan kitaplardan o güne kadar okumadığınız yeni bir kütüphane hikâyesini de okumuş olacaksınızdır.

Böyle bir şeyin ihtimali yok ama biz olabilir diyelim; öyle bir depodan sizi şaşırtan çıkmadı, keşif merakınızı sükûtu hayale uğratan sıradan, bildiğiniz kitaplarla karşılaştınız diyelim, yine de o depoyu karıştırma, bütün kitapları elden geçirme, sayfalarını karıştırma deneyimi yeni bir deneyimdir ve bu size nasip olmuşsa şükretmeniz gerekir.

Artık kömürlük kalmadı ama fakir, vakti zamanında depo olarak görülen pek çok kömürlükte kitap karıştırmış, bazılarının rutubetten harap olduğunu görerek o kitaplar gibi yaralanmış ve acı çekmişsinizdir.

Kütüphanemde kömürlüklerden çıkma kitaplar bir yekûn tutar tutmasına da sahiden kitap deposu olarak kullanılan bir mekânda binlerce kitabı elden geçirme, bende olmayanları kütüphaneme getirme hayalim henüz tahakkuk etmiş değildir. Böyle nasipliler varsa tanışmak isterim.

Onları şaşırtan, heyecanlandıran kitaplar nelerdi acaba? Merak etmeye değer.