Üç Tavsiye

BİR TABLO

Aliye Berger’in Güneşin Doğuşu adlı yağlı boya çalışması ülkemizde soyut resim sanatı açısından öncül olarak kabul edilebilir. Berger bu tabloda, anlatmak istediklerini motifler ve renkler aracılığıyla ifade etmeyi seçmiş. Ressamın, “Tabloda toprak, deniz ve güneşle haşır neşir olan insanları, musikiden bir misal verecek olursam, Mozartvari diyebileceğim motiflerle işlemek istedim. Bir köşeye buğday yüklü bir araba, başka tarafa buğday yıkayan kadınlar, bir fabrika, bir koyun sürüsü koydum.” cümleleri bu tablo özelinde soyut resmin rastgele renkler ve desenler demek olmadığını gösteriyor. Soyut resimde sanatçı, dış dünyadan aldıklarıyla kendine ait olan duygu ve düşünceleri imgeleştirir. Berger, Güneşin Doğuşu’nu resmederken fırçasındaki renklerle, en çok da sarı ile ruhunun titreşimlerini yaymış gibi hissettiriyor.

BİR KİTAP

Anlatmak İçin Yaşamak, büyük yazar Gabriel G. Marquez’in insanın yaşadıklarını anlatmak için onları nasıl hatırladığının önemini vurgulayarak başladığı kitabı. Yazar, eser boyu yaşam öyküsüyle teyellediği okuma ve yazma serüveninden bahsediyor. Bir anı kitabından çok daha fazlası; tıpkı romanları gibi büyülü bir eser Anlatmak İçin Yaşamak. Marquez, kitabın dehlizlerinde dolaşan okura hayatındaki güçlükleri anlatırken yapıtını da tıpkı yaşamı gibi edebiyat tutkusuyla inşa ediyor. Yeteneğinin gücü ve birikiminin devasalığıyla yazma dersleri veriyor. “O gece kendi kendime bir savaş yemini ettim: Ya yazacaktım ya da ölecektim.”

BİR FİLM

Sevmek Zamanı, surete âşık olunan, büyülü bir ortamda geçen siyah beyaz Metin Erksan filmi. Aşkın idealize edildiği, alışılmışın dışında bir film. Hele de çekildiği altmışlı yıllar için… Atmosferin, Anadolu’da geçen toplumcu gerçekçi filmler yapmak üzerine kurulu olduğu bir dönemde böyle deneysel, sıra dışı bir işe kalkışması onu apayrı bir yere koyuyor. Sanatın tüm alanlarında denemekten kaçınmayan, kendi formları içerisinde sınırı zorlayan sanatçılar geleceğe kalıyor. Çekildiği sene dağıtımcı bile bulamayan Sevmek Zamanı, şimdilerde Türk sinema tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.